Bu yazı dizimizde insanların pek çoğunun hayatının belli dönemlerinde içinde bulunduğu ruh halini yansıtan Depresyon hakkında Bilted Psikiyatri ve Psikoterapi Kliniği Klinik Psikolog Dr. Ahmet Türker tarafından hazırlanmış olan kapsamlı bilgileri paylaşacağız.

Umutsuz, cesaretsiz, sıkıntılı ve üzgün olduğumuz gün ve saatleri herkes bilir ve yaşamıştır. Ancak normal şartlar altında bizler bu şartlardan çabucak ve tıbbi bir yardım almaksızın kurtuluruz.
Eğer üzüntü ve sıkıntılar, arkadaşsızlık ve yalnızlık duygusu, kendini çaresiz ve işe yaramaz hissetme hali, taşınamayacak kadar ağır ve uzun süreli devam ederse, kişiler buna karşı bir şeyler yapmak ve profesyonel bir yardım almak zorundadır.

Depresyon tedaviye iyi cevap veren ve tedavi edilebilen bir hastalıktır. Etkili bir tedaviden sonra kusur ve aksaklık kalmamakta, kişilikteki değişiklikler geri gelmektedir. Farklılaşmış olan kişi yine “eski hali” ile belirmektedir.

 

Depresyonun Belirtileri

Depresyon geçiren bir kişi, aşağıda sıralanan şikayetlerden birçoğunu yaşar:

 

İçsel Huzursuzluk: İçsel huzursuzluk yaşanması hastalar için özellikle üzücüdür. Böyle durumda olan hasta;” siz benim burada gayet sessiz bir şekilde oturduğumu düşünebilirsiniz, ancak benim içim kaynıyor ve patlayacak duruma geliyorum” diyebilmektedir.

Üzüntü ve Çökkünlük Hali: Sağlıklı olanlar için üzüntü, yoğun yaşanan bir duygu halidir ve ağlamayı da içerir. Belirli bir müddet sonra ciddi bir rahatlama ve hafifleme görülür. Depresyon hastaları bu rahatlamayı hissetmez. Depresifler çoğu zaman ağlayabilecek durumda bile değillerdir. Bu hastalar içlerinin bomboş olmasından yakınırlar. Alman Psikiyatrist Kurt Schneider bu durumu; “Duygusuzluk Duygusu” olarak tarif etmektedir.

Günlük Aktivitelere Olan İlginin Kaybedilmesi: Bununla sadece mesleki alan kastedilmemiştir. Hasta yakınlarının ifadeleri şöyledir: “Daha önceleri her gün günlük gazeteleri okur, akşam haberlerini de televizyondan seyrederdi. Şimdi ise artık hiçbir şey ile ilgilenmiyor.”
Arkadaşsızlık: Örneğin üzüntülü bir büyükanne sevdiği torunları ile karşılaştığında, kederli halinden belki kurtulamayacaktır, ancak hiç olmazsa biraz da olsa sevinecektir. Eğer büyükanne depresif ise, bu olaydan sevinemeyecektir. Torunları ile beraber olmak belki de tam tersi bir etki meydana getirebilecektir. Bu olaydan dolayı belki de kendini suçlayarak; “ben ne kadar kötü bir insan olmalıyım ki, torunlarımın gelişine bile sevinmiyorum” diyebilecektir.

Kendini Suçlama: Kişi o kadar ileri gidebilir ki, hayatta şimdiye kadar yaptığı her şeyin yanlış ve saçma olduğunu ifade edebilir. Veya bir yıl önce yaptığı bir hata tüm düşüncesini kaplayarak, yoğun bir suçluluk duygusu meydana getirebilir. Kendini suçlama bu tür depresif kuruntu veya endişeleri arttırabilir. Bu kuruntu ve endişeler depresif koşullarda abartılmış ve genelleştirilmiş, ifadeler kabul edilebilir düzeyde değildir. Kuruntular bir müddet sonra büyük bir suçluluk duygusuna dönüştürülerek, kendisinin muhakkak cezalandırılması gerektiği düşüncesini meydana getirir.

Duygulanım Bozukluğu: Bir çok depresif hasta için karar verme gücündeki bozulma, en kötü şikayetlerden biridir. Hemen hemen her görev ve iş kendisine büyük bir dağ gibi görünür. Bir şeyler yapabilmek inanılmaz büyük çabalar gerektirmektedir. Hastanın günlük işlerini dahi yapabilmesi için büyük bir çaba harcaması gerekmekte, daha ağır durumlarda kendi arzusu ile bir şeyler yapabilmeyi, aciz ve güçsüz bir şekilde sadece yatağında uzanarak beklemektedir. Bu durum konuşmaya da yansıyabilir. Bu durumda hasta ile konuşmak dahi zordur, çünkü genellikle ağlamaktadır. Diğer taraftan heyecanlar artmış bir şekilde de ortaya çıkabilir: Kendini suçlama düşünceleri artmış olan hasta, bazen tam olarak içsel huzursuzluk haline girerek, elleri ayakları birbirine dolaşır ve ne yapacağını bilemez hale gelir.

İştahsızlık ve Kilo Kaybı: Depresif hastalarda genelde iştah azalması ve buna bağlı kilo kaybı ortaya çıkar. Ancak atipik diyebileceğimiz depresyon türlerinde tam tersi bir şekilde iştah artması ve buna bağlı kilo artışı meydana gelir.

Uykuya Dalma veya Uyku Sürdürme Problemleri: Bazı hastalarda uykuya dalabilme esas problem olmasına rağmen, hemen hemen tümünde uykuyu sürdürme problemleri bulunmaktadır. Genellikle gecenin ikinci yarısında uyanarak; bir daha uyuyamazlar, düşünceler ve endişeler içinde rahatsız bir şekilde sabah ederler. Hastaların çoğu kendini sabahları daha kötü hissettiklerini, akşama doğru hafif bir rahatlamanın oluştuğunu söylemektedir. Yine atipik depresyon çeşitlerinde, uykuda tam ters bir görüntü ortaya çıkarak; hastalar sürekli uyumak isterler, gözlerini açamamaktan, sürekli halsizlik ve yorgunluk belirtileri olduğundan bahsederler.

Bedensel Şikayetler: Depresif hastaların çoğunun bedensel şikayetleri de vardır. Genellikle fiziksel hastalık bulgusuna rastlanmaz. Başında bir baskı olması, göğsünde büyük bir yük varmış hissi, boğazında tıkanma veya yutkunmada zorluk hissi ve genel bir ağırlık hissi bu şikayetlere örnektir. Kadınlarda aybaşı kanamalarının durması yada düzensizleşmesi ile, cinsel fonksiyon bozuklukları da bu tabloya eşlik eder. Bazen bu tür bedensel şikayetler o derece artmıştır ki, psikolojik şikayetler arka planda kalarak, şikayetler öncelikli olarak depresyonu düşündürmez.

İntihar Düşünceleri: Hemen hemen tüm depresyon hastalarına hayat oldukça anlamsız geldiği için, ölüm düşünceleri akıllarından geçer. Özellikle hastanın yakınları, doktorlar ve yardımcı sağlık personeli için bu depresyonun önemli bir özelliğidir. Hastaların ve yakınlarının intihar düşünceleri ile nasıl başa çıkabileceği, özellikle son bölümde anlatılmaya çalışılmıştır.

dEpresyon, duygu, stres, sıkıntı, ağrı, bunalım, erkek, kadın, depresif, uyku, iştahsızlık, kilo kaybı, duygulanım, suçlama, yalnızlık, huzursuzluk, tedavi, terapi

İlgili siteler-Kaynak:

Bilted Psikiyatri ve Psikoterapi Kliniği

Ücretsiz, komisyon hızlı kolay ilan sitesi:

Ad Listings

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.